20 Mart 2015 Cuma

NANA


Skanden mendra, iri xoloşen mendra vore nana!


Dido ora iqven, tsaşa tomalepe muşi, ar ophutheşen mendra vore. Khata qini ixis na bgorup e ophuteşa.

Atzi xolo qini gemadven, ğalis çxomis na govotxozuthit ndğalepe gomaşinaşi. Ğali, mevaşkvi khala doskidu-yi var miçkin?

E ğali, berobaşi ndğalepe steri xomun iya, izmocepes madziren. Çhitha çhitha, berobaşi ndğalepe ti mixomun. Akonaşi tzkhari varen.

İri xolo xomun, mcveşen doskaderi. İri xolo do, ar mutxa var xomun : Okhomadu.

Ğalişi tzkari gyukhordas eşo irden, irden do irden, ophuthe çkimişi rakhanepes, tsaşa tomalepeşen çkar ginzhe, khapulaten rakhanis işamiğuthu ntxirişen çkar monkha, irden do irden, soti var inthren!



Kiana irki na zhira sva var ren letha skani, korba odzğa sva ren zophonan. Dido uçkinan! 
Letha çkimi, nana çkimişi letha ren. Nana çkimişi şuri, şura na gulun letha ren çkimi. Korba ozğu mutu var ren.


Skidalaşa ilaviğorert aşo do. gomoçkhondunan iri xolo.

Nanaşen mendra çkarti soti var voret!

Ar dergis dololaps ar mşkeri do ekonaşi irden, irden, dergis var inthren. İrki orapes eşo matzonenan. Dergik mizdipan şkalepes, dergi okhophthaxat, çkva lethapes, çkva tzkharepeten virdat minonan.

Vimendranat eşo virdert ya matzonenan. Yalis eşo çkva didi matzonenan ti çkini.

Guri okhomaduten yipşethaşa, virdet matzonenan.

Ukhule ukhule, tomapes mtviri memaxolan eşo mevagnert, letha do dergiten pskidurt iya. Sotxaşa vidit e letha do e dergis na yepzdit entepe mophalunan, çkva ti mutu var.



Virdert matzonan eşo, gurepe çkinis uzdips ar mutxanik, okhomaduk!

Virdat eşo çkar yemapşenan mickhinan phodiyape. Okhovobğapt do okhovobğapt. İri xolo çkar dido maqvenan, irkineri ndğaşen. Dulyape vikipt na gençareli, mutxa dulya miğunan ekolan mutxanepeten yemapşenan matzonenan phodiya
.
Virdat eşo ckhar dido mutxanepe vigurapt, çkar dido mickhinan irkineri ndğaşen. İri xolo komiçkinan virdat eşo. Vigurapt, govulurt, bziropt, vikhitxupt, phqoropt.

Ar mutxa gomoçkondunan. Ar var jur mutxa. Vibadert do bğururt!

Çkinkhala çkinişen gale mutxanepe ti ğurun; nena, xoma, iris na vumpulupt do xvala çkhin na miçkinan mutxanepe. Virdart eşo gomdunurt, xvala dopskidurt. Berobaşen vimendranat ekhos xvala khocepe dopskidurt.




Toli okhvaşe domoskidunan, phodiyape yepşeri vorthat tina. Nanaşi phodiyas gilapxedit dğalepeşa toli domiskidunan. 

Xvala na çkin virderthit, xvala xvala matzonethesşi ti çkini, xvala var pqoperet atzi mevagnert. Dergik var mizdiptherenan şkapes, çkin doloxeşen gepçaptheret do nana çikişi gurişi çvinis ti unusiminu, vimthertheret berobaşen.

Okhomadu yepşeri phodiyapeten, iri xoloşen mendra vorthatşi, guri çkinis, okhomadupeşen okhogzeri daçxiri nadvaşi gomaşinenan, mevagnert. 

Yano ren ti do; nana ren gurişi siçxvapeşi mçhvima, ixi.


Çkva ti mutu var!



16 Mart 2015 Pazartesi

Uyuyan Şehir

Kuşlarım ağarıyor ağlamaktan,
salkım saçak gökyüzü devrilirken üstüme;
sularında eriyen bir şehrin
parmağını ısırıyorum.

Karış karış kaybolduğum ey şehir!
Üstüne büyük geliyor gökyüzü
ve memenden akan süt
onca gemilerin geçtiği
soluğumu ıslatıyor geceleri!

Işıklarında yanıyorsun
üstünden inen kalkan kuş taklidi çelikler
saçların ağarıyor,
kuşlarım gibi
kimse bunun farkında değil!

Ben oturmuş bir köşede
yastıklarımı bilerken
karanlık bir liman saplanıyor
göğsündeki yaraya
ağlama dur ağlama
bitmedi daha!

Kırık parmaklarından kan sızıyor
üzerinden geçiyor her gün binlercesi
şakakların unutkan
görmüyorsun acılarını
koşturduğun öpücük yalan
aslolan memelerinden akan kan!

Adı kitaplara tarih olmuş

artık uyan!



13 Mart 2015 Cuma

Özlemi Anlatmak



Uzaktın; niye yanmayacaktım
Sustum; sustuğumda gülüyordun
Ağlar mıydın? 

Kör oldum seni görmeye
Lâl oldum seni seviyorum demeye
ve topalken sana gelmeye
Gelmeyecek miydin?

Nasıl anlatılır bu özlem
Nereye koymalı hangi kelimeyi
Hangi yağmur vurmalı
yüreğimin kuraklığını;
yağmayacak mıydın?

Hangi kelimeyle özler bir Eskimo güneşi
Ne mırıldanır bir damla yağmur için çölde kum tanesi
Dört mevsimi olan bir ülkedeyim
Kelime yok burada özlemi anlatmaya!

Gelsen şimdi; sana dokunmaya elim mi var?
Ne desem biraz eksik...
Ağlasam, kaldı mı gözyaşlarım
Aç mıyım, çıplak mıyım?


Özleminle ört beni!




11 Mart 2015 Çarşamba

Sahibim Hayat: Bir Ağustos Böceği Şarkısı



Bir sokak kedisiyle birlikte, onun yatağında uyuyup uyanmış, kendini suçlu hisseden kirli bir ihtiyardır hayat.

Ağaran kirli saçlarında, sahip olduğu insanın sırlarını taşır ve başka bir insanın sırlarına doğru yol alarak sessizce ellerimden uzaklaşır.

Benim sahibim hayat, bir sokak kedisine sığınmış, yalnız ve çaresiz, uzak bir sokak lambasının ışığıyla ısınmaya çalışırken, ben tüm dünyanın merkezinde sanıyorum kendimi. Bir deprem gibiyim diyorum; şiddetimle şehirleri yıkabilirim.

Bir sokak kedisi beni dikkatle izleyip gülüyor, dişlerinde yastık izi..





Ben uzayıp giden aynamda, boyumdan büyük şiirler döşenirken, sahibim hayat; bir sokak kedisinin sıcaklığına muhtaç.


Sahip olduğum hayat, ellerimde. Her sabah uyandığım dünyamda kum saatim, güneşimin gölgesi.. Her sabah aynı güne uyanıp bir ömür bitirebilen bir canlı türüyüm. Yıllarca bir karıncanın ağustos böceğinden daha çalışkan olmasını örnek bir davranış kabul eden bir neslin çocuğuyum. Hiç kimse söylemedi bana, kimi türleri için 17 yıl toprak altında kalıp yeryüzüne çıktıktan sonra sadece üç hafta ömürleri olduğunu. Yani yıllarca toprak altında bekledikten sonra, türünün devamı için yaşayabileceği sadece üç hafta. Bence en güzel şarkıları söylemeyi hak ediyor kendileri. 



Karıncaya gelince, benim karıncanın çalışmasını aşağılamak gibi bir kaygım ve çabam yok. Sadece ağustos böceği gibi, evrenin değişik yerlerinde değişik zaman ölçümlerine, boyutlarına göre, evrenin ömrüne kıyasla üç hafta bile sayılmayacak bir süredir yeryüzünde yaşayan insanın, bunun milyarda, katrilyonda biri kadar bir zamanda yeryüzüne gelen benim, yaşamaktan ne anladığım, yaşamaktan ne kadar çok korktuğum.

Sahibim hayat mı, ben mi hayatın sahibiyim? Kendimi ağustos böceği sanırken, karınca gibi çalışıp ölüp gitmeyi öğrenmişim. Kendi türümüze, aslında kâinatın ve zamanın sahibi olduğumuzu öğretip birer karıncaya benzetiyoruz. 

Bir çığlık bu, dinleyin beni, ağustos böceğiyim ben. Karınca olmamı gerektirecek kadar kalmayacağım zamanda.


Sahibimiz hayat, bir kedinin koynunda pireleniyor, üşüyor geceleri. 

Çaresiz geçiyoruz zamandan. Söylemeye utandığımız şarkılar susuyor..





SEKİZ SATIR (Şiir)

Birinci satırı daha şimdiden harcadım. Günbatımına benzeyen gözleriyle çocuklar, Farkında olmadan herkesin unuttuğu bir antik Roma şa...